26 Nisan 2007 Geliştirici: muharremayten
Artık nihai şeklini verik sayılır oyunumuza. Aslında geçen hafta büyük ölçüde tamamladık sanıyorduk ama bu hafta karşımızdaki ekipten aldığımız geri bildirim ile bir çok ayrıntıyı da hesaba katarak tasarımımızı geliştirdik.
Ayrıca bizim oyun istediğimiz gruptaki arkadaşlarla da uzun süren bir sohbetimiz oldu ama kendileri ile her konuda anlaştık.
Bir de zıplama oyunu ile ilgili yorum yapmak istiyorum. Biz 8. gruptuk ve en çok biz zıpladık. 0 (sıfır) numaralı grup neredeyse hiç zıplamadı. Sayı söyleme sırası bize niye gelmedi? Eğer öyle bir hakkımız olsa ilk söyleyeceğim sayı 6,02 x 10^23 olurdu. Çünkü biz 8888 de zıplarken en çok gülen 0 numaralı gruptu.
: )
SCED 487 kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
26 Nisan 2007 Geliştirici: muharremayten
Bu hafta yeni tasarım grubumuzdaki arkadaşlarla bir araya geldik ve bizden istenen oyun hakkında beyin jimnastiği yaptık. Açıkcası bizim için zor olmadı çünkü polinom konusunda çok çabuk oyun bulduk ve fikir birliğine vardık.
SCED 487 kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
9 Nisan 2007 Geliştirici: muharremayten

Bu hafta derste fazla bir şey aypmadık. Aktivite yoktu. Sadece proje grupları kendi aralarında konuşarak kararlar aldı, yada daha ileri bir tarik için sözleşti. Biz grubumuzdaki arkadaşlarla proje için seçtiğimiz konuyu ve isteklerimizi belirledik.
Bizim ekibin adı MATEM.
Ekibimiz
1) Muharrem Ayten (şimdilik lider)
2) Ali Kılıç
3) Ersen Göl
4) Murat Polat
5) Tuğba Kepenek
Proje konusu olarak belirlediğimiz maddeler:
Ders: Matematik
Sınıf: Lise 2 (10.sınıf)
Konu: Trigonometri
Süre: Bir dönem
Materyaller: Bilgisayar + …………….
Yer: Her ortam kullanılmalı (ev, sınıf, bahçe…)
Katılımcı sayısı: 20 – 30
Grup var mı? : 4-5 kişilik gruplar
Ek: Mümkün olduğunca 5 duyu organına da hitap eden bir oyun ısmarlıyoruz.
SCED 487 kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
5 Nisan 2007 Geliştirici: muharremayten

15 günlük aradan sonra tekrar selam blog. Yarın sabah 7. ders var ve 6. dersin değerlendirmesini yine son dakikalara sıkıştırıyorum. Bunun mazereti filan olur mu blog, tembeliz işte! Hiç kimsenin bloğuna bakmadım ama eminim sınıfın çoğu şu anda benim gibi klavye başındadır. Yaklaşık 2 saat önce oturdum PC başına, nedense yazmak için bu dakikaları beklemişim, ben bile farkına varamadım. Hatta daha acı bir itirafta bulunayım. Geçen hafta blog yazımı yazmak aklıma bile gelmedi. Cuma sabahı derse giderken dank etti kafama. Bari bu hafta adet yerini bulsun diye yazayım diyorum şu an kendi kendime. Çünkü daha önceki haftalardan birinde dediğim gibi bu ders bana birkaç haftadır heyecan vermiyor. İlk haftalarda değişik birşeyler yapmış olmanın etkisiyle bu dersle can ciğer kuzu sarması olacağımızı zannetmiştim. Ama haftalar ilerledikçe yeni birşey elde edemediğimi, kısır döngüye doğru yöneldiğimizi düşünmeye başladım. Gidiyoruz, oynuyoruz, eğleniyoruz, konuşuyoruz ve geliyoruz. Sanırım ilk dersler bende daha farklı beklentiler oluşturmuş. Belki de şu anda bu söylediklerimi dile getirmek için erken. Çünkü proje grupları yeni oluşturuldu. Bakalım neler olacak. Hocamız bizden neler yapmamızı bekliyor ve biz bizden beklenenlerin ne kadarına cevap verebileceğiz? Şu anda bunu düşünüyorum. Aceba gerçekten bu çalışmamız bizim meslek hayatımızda ya da özel hayatımızda bir işe yarayacak mı? Ya da biz işimize yarayacak bir iş çıkarabilecek miyiz? Bunda tabi ki hocamızdan çok bizim rolümüz belirleyici olacak. Niysee yaa konuyu dağıttım galiba. Kısaca; şu anda üç hafta öncesine oranla oldukça soğudum bu dersten . Ama ümit ediyorum ki yeni başlayacağımız proje çalışmaları eski heyecanı geri getirir bana. Unutmadan söyleyeyim, arada kaynamasın… Geçen dersteki oyunlarda gördük ki her kafadan bir ses çıkarsa hiç bir elden ürün çıkmıyor. Bunun yerine planlı, daha düzgün bir ifadeyle organize ama herkesin görevine sadık olduğu ortamda başarı elde etmek daha kolay oluyor Nokta
SCED 487 kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
22 Mart 2007 Geliştirici: muharremayten

Son dakikalar yaklaşırken merhaba blog,
Bu haftaki ders geçen 3 haftaya nazaran biraz daha sönük geçti benim adıma. Aktivitelere pek katılma isteği duymadım. Niysee…
Oynanan oyunlarda yine öğrenciyi uyanık tutma, olayın içine dahil etme, motive etme, aynı zamanda da eğlenmeyi sağlama amaçlanmıştı. Ya da daha doğru bir söylemle, eğlence diğer amaçlar için araç olarak kullanılıyordu. Ebeleme oyununda katılan herkes gerçek yaşını unutup çocuk oluyor bence. Böylece sadece yapmakta olduğu işe odaklanıyor, dış dünyadan soyutluyor kendini. Bu da yaptığı işte başarılı olmasına yardımcı oluyor bence. Niysee…
Diğer oyunlardan edindiğim en önemli zilenim ise kendi hayalgücümüzü kullanarak, kendi yaratıcılığımızı keşfetmeye çalışarak zihnimizi açabiliriz. Yani bunu yapmaya daha önce hiç zorlanmadık eğitim hayatımızda. Eğer bize bu tür aktiviteleri bize yaptırmış olsalardı hem şimdi zorlanmazdık, hem de hayatımızda çeşitli sorunlara karşı daha kolay çözüm yolları üretebilirdik. Niysee..
Son olarak benzer özelliklere göre kümelendirme – sınıflandırma aktivitesi değişik varyasyonlarla kimya derslerinde uygulanabilir. Kimya Öğretmenliğinde olduğum için ilk başta hemen Madde ve Özellikleri konusu aklıma geldi derste, ama bunu genişletmek mümkün.
Şimdilik bu kadar.
SCED 487 kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
15 Mart 2007 Geliştirici: muharremayten

Vay be… Günler ne çabuk geçmiş blog ?! Yarın 4. ders var ve 3. ders hakkındaki görüşlerimi sanki zorla yazıyormuşum gibi hissediyorum :-( Niysee…
Klasikleşti artık her hafta derse geç giriyorum. Ama inşallah bundan sonra yetişcem, 10 dakika geç başlayacakmış dersler. Kuzey’den Hisar’a şatıl da koyuyolarmış heralde artık. Bundan sonra geç kalmak için mazeretimiz kalmadı hocaya karşı yani. Niysee…
Bu derste bir kez daha farkına vardım, hatta kafama çivi gibi çaktım bu tesbiti: İletişim olmadan dünya büyük bir kaosa sürüklenir. Dersten sonra da düşündüm ki, hocamız da gitgide dünyada insanlar arası iletişimin azaldığını, insanların yalnızlaştığını düşünüyor. Bunu bir şekilde bize oyunla göstermek istemiş olabilir diye yorumladım. Zaten oyunların en önemli özelliklerinden birisi insanlar arasında iletişimin kuruluyor olması. Bahçeye çıkıp ipi üçgen yapmaya çalıştığımızda kimse ile iletişim kuramadığımız için bunu beceremedik. Gözlerim kapalıydı ama farkındaydım ki herkes bir yerlerden çekiştiriyor, çekiştiriliyor. Tam bir karmaşa ortamı. Ben de bu karmaşa ortamını daha karmaşık hale getirmemek için hiç kımıldamadım ve olduğum yerde ipe sıkı sıkı sarıldım. Aynı şekilde Yakalamaç oyununda da zincir uzadıkça uçlar arasındaki iletişim kesildiği için kopmalar yaşandı. Halbuki zincir kısa iken ebeler birbirleri ile rahatlıkla iletişim kurabiliyorlar. Böylece daha rahat ve daha düzenli hareket ediyorlar. Demek ki neymiş, iletişimleşecekmişiz. Niysee…
Değinmek istediğim ikinci husus şudur. Kimya dersinde öğrencilerin kolay öğrenmesini ya da akılda tutmasını sağlamak için bir çok tekerleme üretilmiştir. Çalıştığım dershanede tekerlemeli bir konu anlatacaksam sınıfa girerken o tekerlemeyi tekerleyerek giriyorum. Artık öğrenciler o tekerlemenin derste kullanılacağını biliyor ve dikkatleri bir anda konuya toplanıyor. Sabırsızlıkla tekerlemenin geleceği yeri bekliyorlar. Çoğu zaman da kendileri çıkarıyorlar tekerlemenin açılımını. Bu hafta derse geç geldiğim için ders nasıl başladı bilmiyorum. Ama hocanın elinde çamaşır ipi gibi bir ip görünce hemen anladım ki biz bunla bi oyun oynayacağız. Ve merakla oyunu beklemeye başladım. Eğer hocamız derse girerken elindeki ipi sınıfa göstermişse çok iyi yapmıştır bence. Böylece öğrencilerin dikkatini kendisinden ve dersten yöne toplamış oluyor. Demek ki bi de neymiş, öğrencide merak uyandıracakmışız. Niysee…
Bu haftaki yazıma son verirken derste yaşadığımız bir sıkıntıdan bahsedeyim, içimde kalmasın. Gurup oluştururkenkimya öğretmenliği bölümü olarak oldukça zorlandık. Herkes kendi arkadaş gurubu ile olmak ister. Bu da gayet mantıklı. Fakat 23 öğrenci bir türlü üçe ya da dörde bölünemedik. Bir kaç başarısız denemenin ardından en sonunda ortak aldığımız derslerin çokluğuna göre guruplara ayrıldık. Bazı arkadaşlarımız hangi guruba geçse öbür guruplardan birinin boynu bükük kalıyordu diğerinin gönlü kırık. Açıkcası en son önerilen yöntem olmasaydı bazı arkadaşların arasında dargınlıklar olacaktı. Ve bu duruma çok bozuldum :-(
SCED 487 kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
2 Mart 2007 Geliştirici: muharremayten

Tekrar selam blog,
Bugün ikinci haftanın dersine girdik. İlk hafta dersin içeriği hakkında ve hocamız hakkında fikir sahibi olduğum için daha rahattım. İlk olarak geçen haftanın bir değerlendirmesini yaptık, diğer arkadaşların bloglarına yazdıkları yazılar üzerinden giderek. Bu benim eğitim hayatım boyunca çok beğendiğim ve faydalı olduğunu düşündüğüm bir uygulama. Bir derse başlarken -hele hele bir önceki ders 1 hafta önceyse- direk yeni konuya başlamadan önce geçmişte gördüklerimizi hatırlamak beni derse daha iyi motive ediyor. Umarım diğer arkadaşlar için de öyledir. Yani kimse bundan sıkılmıyordur. Sadece bu ders için değil tüm dersler için söylüyorum. Zira bu derste sıkılmak zaten imkansızdı :) . Çünkü hocamız bloglara yazdıklarımızın kritiğini yapıyordu. Genelde uç noktalarda olan yorumları seçtiği için dikkatimize mazhar oldu. Zaten insanlarda hep diğer insanların düşüncelerine karşı bir merak olduğunu düşünüyorum. Bir de işin içine eğlence faktörü girince hemen hemen hepimiz konuşulanlara odaklandık.
Derste hocanın söylediği bir cümle ilgimi çekti. Aslında başka biri söylemiş ama adını hatırlamıyorum :) hoca bize aktardı. Bir şey öğretilebiliyorsa oynanabilirmiş. İlk başta biraz iddialı bi söz gibi geldi bana ama düşündüm ki idealist bir kişi yapacağına inanıyorsa mutlaka bir yolunu bulur. İhtiyaç keşif doğurur.
Derste 4 tane oyun oynadık. Bazılarından sadece eğlence dışında bir şey kazanabileceğimi sanmıyordum oynarken. Mesela yerden yüksek oyunu. Oynarken nerdeyse ağzım kulaklarıma değecekti ama bu oyun sonunda yeni bir şey öğrenmeyi ummuyordum. Sonraki konuşmalarda ortaya çıktı ki bir oyunda adaleti sağlamak ve heyecanı yükseltmek için kurallarda kafamıza göre değişiklik yapmak çoğu zaman işe yarar. Başka bir oyun da önümüzdekinin sırtına şekiller çizerek onun algılamasını ve aynı şekli yine dokunma hissiyle önündekine aktarmasını amaçladık. Bu oyun sonunda vardığım en önemli yargı her insanın dokunma duyusunu kullanma yetisi farklılık gösteri ve dokunma duyusu kişiden kişiye göre en çok değişiklik gösteren duyudur. Ayrıca bir insan dokunma duyusuyla elde ettiği algıyı aynı şekilde aktaramayabilir. Bahsetmek istediğim diğer konu da kulaktan kulağa deneyimin tanımını aktarırken birbirimizin fikirlerini dinlemekten çok karşımızdakinin bize ilettiği bilgiyi aklımızda tutmaya çaba sarfettik. Sürekli bilgi değişimi olduğu için hafızamızda tutmakta zorluk çektik. Duyduktan çok kısa süre sonra aklımızdan uçup gittiği için bir an önce onu üstümüzden atmaya çalıştık. Her üstümüzden atmamızda üstümüze yeni bir giysi gibi diğer fikir yapıştırıldı. Nasıl ki bir giysi durmaksızın elden ele dolaşıp sürekli giyilip çıkarıldığında çabuk eskir, bozulursa fikirler de çok hızlı bir şekilde dolaştığı için orjinal halini koruyamadı. Hatta bazen hatırlayamadığım için diğer arkadaşımdan aldığım fikirden tamamen farklı şeyler söyledim. Bu durum işin eğlencesini arttırdı :) .
Bugünlük yazacaklarım bu kadar. Daha 6 günümüz var eklemek istediğim bir şey olursa düzenleme yaparım :) .
Sağlıcakla…
SCED 487 kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
1 Mart 2007 Geliştirici: muharremayten

Sevgili blog,
Bundan sonra bu sayfayı SCED 487 dersi hakkındaki yorumlarım için kullanacağım. Her zamanki gibi yine son güne hatta son saate bıraktım. Buraya yazmaya başlamadan önce bazı arkadaşların yazılarını okudum. Valla ordan okuduklarımı yazmıcam :) içimden ne geçiyorsa onları yazıcam.
Dersin adı oldukça ilgi çekici, eminim bu dersi isteyerek aldığını yazan arkadaşlar samimilerdir. Benim de ilgimi çekti tabi ki ama dersi asıl alma sebebim o değil. Seçmeli ders olarak programıma en uygun bu dersi buldum, başka alternatifim yoktu. Hocadan consent istedim ve anında cevap geldi. Dolayısıyla hocaya karşı pozitif bi elektrik oluştu içimde, daha tanımadan :) Niysee..
Hasıl-ı kelam, dersi aldık. Pred 485 alan arkadaşların dediğine göre dersi kaçırmamak gerekiyormuş. Tüyoyu aldığımız iyi oldu, toplandık gittik derse. Saat 9-10 arası kuzeyde dersimiz olduğundan biraz geç kaldık, Allahtan hoca sorun yapmadı.
Derste hoca ile oyun oynadık, o yetmedi bir de dışarı çıktık oynadık, o da yetmedi belki on senedir elime almadığım pastel boyalarla poster sunumu hazırladık. Play / game ne ola acep diye kafa yorduk. İlk olarak bir tespitimi açıklıyorum: Sınıfta oyun oynarken gördüm ki hoca da en az bizim kadar eğleniyordu, gülüşü, mimikleri, konuşarak ve gözle kurduğu iletişim bunu gösteriyordu. Mutlaka benim gibi bir çok arkadaşımın da beğenisini kazanmıştır bu durum, hoca her yönüyle bizimle birlikte ve bizden biriydi. (Aslında dışarıda yakalamaç oynarken hoca da ebe olsa daha güzel olurdu :) ) Niysee..
Söylemem gerekir ki, herkes gibi ben de eğlendim bu derste. Fakat -henüz- öğretmenliğe bakış açım değişmedi benim. İnsanın her yaşta içinde bir çocuk tarafı olabilir. Eğitimde başarıyı sağlamak için, öğrenmeyi arttırmak yada hızlandırmak için bu çocuğu uyandırmak gayet mantıklı. Fakat birinci önceliğimiz öğrenme için oyun olmalı, eğlence için değil. Bunu sağlayabilsek zaten dolayısı ile eğlenmiş de olacağız. Hem öğrenci hem öğretmen. Ne yazık ki mevcut koşullarda ben bunun kolay kolay sağlanabileceğini sanmıyorum. Bizler ortaöğretim fen ve matematik öğretmenleriyiz. Çok az bir kısmımız belki milli eğitimde çalışacak, bir kısmımız özel okullarda ve -bence malesef- çoğumuz dershanede çalışmak zorunda kalacağız. Özel sektörde bizden beklentiler umduğumuzdan çok daha farklı oluyor :( Bu nedenle bazı şeyler değişmeden hiç bir şey değişmez demek zorunda kalıyorum. Yine de umudum hiç yok değil. Çünkü o bazı şeyleri değiştirmesi gerekenler de biziz. Niysee..
Belki önümüzdeki derslerde mevz-u bahis olursa o zaman da yazarım.
SCED 487 kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
28 Şubat 2007 Geliştirici: muharremayten

Merhaba,
Bu sayfayı SCED 487 dersi için açtım. Eğer hoşuma giderse içeriğini genişletebilirim.
Genel kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;